DOĞRU BİLİNEN YANLIŞ 1 - SÜT, SAĞLIKLI BESLENMENİN KAÇINILMAZ BİR BİLEŞENİDİR
Binlerce yıl önce, kıtlık dönemlerinde inek sütü, insanların hayatta kalabilmesi için gerekli olan besin maddelerini sağlıyordu. Ancak günümüzde pek çok uzman, insanların besin gereksinimlerini karşılamak için süte ihtiyaç duymadığını belirtiyor.
UNC Gillings Küresel Halk Sağlığı Okulu'nda beslenme alanında uzman olan Amy Joy Lanou, "İnek sütü ile ilgili en yaygın yanlış düşünce, sütün zorunlu bir gıda olduğudur. Bununla ilgili kanıtlar mevcut değil."
Süt, uzun zamandır kalsiyum açısından zengin olduğu için güçlü ve sağlıklı kemiklerin temeli olarak görülmektedir. Bir su bardağı az yağlı süt, 300 miligramdan fazla kalsiyum içeriyor. Bu miktar, birçok yetişkin için günlük önerilen alımın yaklaşık üçte birine karşılık gelmektedir.
Ancak yapılan araştırmalar, sağlıklı kemiklere sahip olmak için süt içmenin şart olmadığını ortaya koyuyor. Örneğin, 2022 yılında daha önce gerçekleştirilen 20 çalışmayı inceleyen araştırmacılar, minimum süt tüketenler ile maksimum süt tüketenler arasında kemik kırılma riski açısından herhangi bir farklılık bulamadılar.
Ayrıca, sütte bulunan protein, B12 vitamini, fosfor ve kalsiyum gibi besin maddeleri diğer gıdalarda da mevcuttur. Tufts Üniversitesi'nde beslenme bilimi ve politikası dersleri veren Alice H. Lichtenstein, kemikli balıklar olan konserve sardalya ve yeşil yapraklı sebzeler, örneğin lahana ve ıspanak gibi, kalsiyum açısından zengin gıdalar olduğunu ifade etti. Lichtenstein, yağsız et ve balığın da protein, fosfor ve B12 vitamini açısından önemli kaynaklar olduğunu vurguladı.
Başka bir deyişle, sütte bulunan kalsiyum, B12 vitamini ve D vitamini gibi besin maddeleri, alternatif gıdalardan da kolaylıkla edinilebiliyor.
Tufts Üniversitesi'nde kardiyolog olan ve Gıdalar İlaçtır Enstitüsü'nün direktörü olan Dr. Dariush Mozaffarian, dengeli bir beslenme düzeni sürdürüldüğü sürece süt ürünlerine ihtiyaç olmadığını belirtti.
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞ 2 - AZ YAĞLI SÜT ÜRÜNLERİ HER ZAMAN DAHA SAĞLIKLI KABUL EDİLİR
1980'lerden beri ABD'deki sağlık otoriteleri, Amerikalıların doymuş yağ alımını azaltmak için tam yağlı süt yerine az yağlı ürünlerin tercih edilmesini teşvik ediyor. Çünkü aşırı doymuş yağ alımı, kalp krizi ve felç riskini artırabiliyor.
Ancak Dr. Mozaffarian ve diğer uzmanlar, bu önerinin sağlam kanıtlara dayanmadığını ifade ediyor.
Bazı gözlem temelli büyük çalışmalar, düşük yağlı sütlerin tam yağlı sütlere göre daha az sağlık riski (kardiyovasküler hastalıklar gibi) ile ilişkili olduğunu göstermiş olsa da, tam yağlı süt tüketmenin faydalarını ortaya koyan birçok araştırma da bulunmaktadır.
Örneğin, 2018 yılında 16 çalışmayı inceleyen araştırmacılar, kanlarında daha yüksek süt yağı bulunan bireylerin, daha düşük süt yağı seviyesine sahip olanlara göre Tip 2 diyabet geliştirme olasılığının daha az olduğunu tespit etti.
2025 yılında gerçekleştirilen bir incelemede, uluslararası bir araştırma grubu, mevcut kanıtlara dayanarak bir süt türünün diğerine göre daha üstün olmadığı sonucuna vardı.
Bu nedenle uzmanlar, süt seçimlerinin bireysel tercihlere ve sağlık durumuna bağlı olması gerektiğini vurguladı. Dr. Lichtenstein, "Kalori alımınızı azaltıp protein ve kalsiyumu artırmak istiyorsanız, az yağlı süt ürünleri iyi bir alternatif olabilir. Tam yağlı süt, yağsız sütle benzer miktarda protein ve kalsiyum içerir, ancak kalori miktarı neredeyse iki kat daha fazladır."
Ayrıca, tam yağlı sütün tadı ve dokusu pek çok kişi için tercih sebebi olabiliyor.
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞ 3 - BİTKİSEL SÜT, İNEK SÜTÜNDEN DAHA BESLEYİCİDİR
Uzmanlar, soya fasulyesi, badem ve yulaf gibi bitkisel kaynaklardan üretilen süt alternatiflerinin daha sağlıklı görünmesine rağmen, her zaman böyle olmadığını belirtiyor.
Bitkisel sütler, inek sütünde yer alan protein, kalsiyum, potasyum ve B ile D vitaminleri gibi temel besin maddelerini her zaman sağlamıyor, bu nedenle inek sütünün yerini tutamıyor. Ayrıca bazı bitkisel sütler, ilave şeker ve sodyum gibi, doğal inek sütlerinde bulunmayan bileşenler içerebiliyor.
Michigan State Üniversitesi'nde diyetisyen olarak görev yapan Kara Lynch, bu ek bileşenlerin aşırı tüketiminin sağlığa zarar verebileceğini ifade etti.
Dr. Lichtenstein, bitkisel sütlerin protein kalitesinin de farklılık gösterebileceğine dikkat çekti. 2024 yılında hayvan sütleri ile bitkisel süt alternatiflerinin besin değerlerini karşılaştıran araştırmalar, bazı bitkisel sütlerdeki proteinin "tam" olmadığını, yani vücudun kendi başına üretemediği dokuz temel amino asidin tamamını içermediğini ortaya koydu.
Öte yandan, inek sütü ve soya sütü gibi bitkisel sütler, "tam" protein kaynakları arasında yer alıyor.
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞ 4 - LAKTOZ İNTOLERANSI OLAN KİŞİLER SÜT ÜRÜNLERİNDEN UZAK DURMALIDIR
Laktoz intoleransı olan bireyler, sütte bulunan doğal bir şeker olan laktozu sindirmekte güçlük çekiyor, çünkü laktozu parçalayan laktaz enzimi yeterince üretemiyorlar. Bu durum, süt içtiklerinde veya taze peynir ve dondurma gibi diğer süt ürünlerini tükettiklerinde şişkinlik, gaz ve ishal gibi belirtilere yol açabiliyor.
Ancak bazı süt ürünleri, çok az miktarda laktoz içeriyor. Bu tür ürünlerin ölçülü tüketimi, laktoz intoleransı olan kişilerde semptomların ortaya çıkma olasılığını önemli ölçüde azaltıyor. Sert peynirler, tereyağı, yoğurt ve ekşi krema gibi fermente süt ürünleri bu grupta yer alıyor.
Ayrıca, süt, süzme peynir ve beyaz peynir gibi daha riskli gıdalar, laktoz intoleransı olan kişiler için kesinlikle tüketilmemesi gerekenler arasında değildir. Bu gıdaları yemeden önce laktaz enzimi takviyesi almak, olası semptomları azaltmaya yardımcı olabilir.
Pazar yerlerinde laktozsuz süt, peynir, yoğurt ve dondurma gibi bazı süt ürünlerinin alternatifleri de mevcuttur. Bu ürünler, normal süt ürünlerine benzer, fakat laktaz enzimi eklendiği için laktoz intoleransı olan bireyler tarafından daha kolay tüketilebilir.
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞ 5 - ÇİĞ SÜT DAHA SAĞLIKLI KABUL EDİLİR
Lynch, pastörize edilmemiş veya "çiğ" sütle ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu vurguladı.
Pek çok kişi, sütteki zararlı mikropları yok etmek için ısıtma işleminin sütün yararlı besinlerini azalttığına ve böylelikle sütü daha az sağlıklı hale getirdiğine inanıyor.
Ancak Lynch, bu iddiayı "yanıltıcı ve zararlı" olarak nitelendirerek, "Pastörizasyon, sütteki bazı besin maddelerinin küçük bir kısmını yok edebilir, ancak bu durum sütün besin değerinde kayda değer bir fark yaratmaz. Pastörizasyonun sağladığı güvenlik avantajları, bu potansiyel dezavantajlardan çok daha önemlidir."
Dr. Lanou da çiğ sütün salmonella, E. coli, campylobacter ve listeria gibi tehlikeli patojenleri barındırabileceğine ve bunların ciddi, bazen ölümcül gıda kaynaklı hastalıklara yol açabileceğine dikkat çekerek, "Bu tür riskleri, özellikle çocuklarınız söz konusu olduğunda almak istemezsiniz."