Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

4 Şubat 2026 Çarşamba İstanbul 4°C

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Algoritmalar Çocuklarımızdan Ne Bekliyor? Zayıf Noktaları Hedefliyor

E
Yazar Medya
5 dk okuma 250 okunma Yayınlanma: 31 Ocak 2026 20:18 Güncelleme: 4 Şubat 2026 03:12
Algoritmalar Çocuklarımızdan Ne Bekliyor? Zayıf Noktaları Hedefliyor
Algoritmalar Çocuklarımızdan Ne Bekliyor? Zayıf Noktaları Hedefliyor Foto: Yazar Medya

Dijital Dünyanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Çocukların ekran karşısında ne izlediğini çoğu zaman gözlemliyoruz, ancak asıl önemli soru genellikle göz ardı ediliyor: Onları kimler izliyor? Sosyal medya platformlarında harcanan zaman, sadece basit bir eğlence arayışı olmaktan çıkmış durumda. Her kaydırılan ekran, izlenen video ve beklenen saniye, büyük bir sistemin parçası haline geliyor. Bu sistem, çocukların ilgisini çekmekten ziyade, dikkatlerini mümkün olan en uzun süre boyunca tutmayı amaçlıyor. Çünkü burada geçirilen zaman, paraya; dikkat ise veriye dönüşüyor. Farkında olmadan, çocuklar bu dijital yapının en savunmasız hedefi haline geliyorlar.

Bu hafta, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık ile algoritmaların çocuklar üzerindeki etkilerini konuştuk.

Algoritmalar ve Çocukların Dikkati

Algoritmalar, çocuklardan öncelikle dikkatlerini talep ediyor. Uzun süre ekran başında kalmalarını sağlamak, kaydırmayı bırakmamalarını istemek ve bir videodan diğerine düşünmeden geçiş yapmalarını hedefliyorlar. Çünkü bu sistemin temel gereksinimi zaman. Çocuk ne kadar uzun süre platformda kalırsa, o kadar fazla reklam gösteriliyor, o kadar fazla veri toplanıyor ve o kadar fazla kazanç sağlanıyor. Bu nedenle, çocuklar bu dijital ortamda birey olmaktan çok, ölçülebilir veri kaynaklarına dönüşüyor. Ne izledikleri, hangi içeriklere güldükleri ve hangi müzikleri sevdikleri gibi bilgiler bile kaydediliyor. Masum görünen bu izleme süreci, çocukların davranış haritalarının oluşturulduğu büyük bir gözetim mekanizmasına dönüşmekte.

Algoritmalar, çocukların dikkatini çekmekten çok, onları platformda daha uzun süre tutmayı hedefliyor.

Algoritmalar genellikle masum içeriklerle başlayarak, çocukları yavaş yavaş daha uç ve zararlı içeriklere yönlendiriyor. Eğlenceli bir video, kısa sürede şiddet içeren sahnelere, riskli meydan okumalara veya yaşlarına uygun olmayan içeriklere dönüşebiliyor. Bu geçişler tesadüfi değil, etkileşimi artırmak amacıyla bilinçli bir şekilde yapılıyor. Bu sistem, çocukların iyiliği için değil, onları platformda tutmak için tasarlanmış durumda. Sürekli gelen bildirimler, durmaksızın devam eden akışlar ve "sonraki video" mantığı, çocukların dikkat sürelerini parçalıyor. Zamanla odaklanma güçlüğü yaşanıyor, sabır azalıyor ve gerçek hayattaki sorumluluklar önem kaybediyor.

Duygusal İzleme ve Algoritmalar

Algoritmalar, çocukların duygusal durumlarını da gözlemliyor ve buna göre içerikler sunuyor. Üzgün, yalnız ya da öfkeli olduklarında karşılarına çıkan videolar rastgele olmuyor. Sistem, bu duyguları besleyerek çocukları ekrana daha fazla bağlıyor ve çıkış yollarını zorlaştırıyor. Dijital zorbalık da algoritmaların göz ardı ettiği büyük bir tehdit. Kışkırtıcı ve alaycı içerikler, daha fazla etkileşim sağladığı için ön plana çıkarılıyor. Bu durum, çocukların psikolojik şiddete maruz kalma riskini artırıyor. Çocukların mahremiyeti neredeyse tamamen yok olmuş durumda. Paylaştıkları fotoğraflar, videolar ve yüz ifadeleri dahi veri olarak toplanmakta. Bu bilgilerin gelecekte nasıl kullanılacağı ve kimin eline geçeceği belirsizliğini koruyor.

Çocukların Tüketici Kimliği

Algoritmalar, çocukları erken yaşta tüketici kimliğine sokma konusunda da etkilidir. Sürekli olarak reklamlar, trend ürünler ve "herkes bunu kullanıyor" mesajlarıyla satın alma baskısı yaratılıyor. Çocukluk, giderek bir pazarlama alanına dönüşmekte. Asıl sorun şu ki, algoritmaların vicdanı yok. Onlar yalnızca etkileşim, süre ve kazanç hesapları yapıyor. Çocukların ruh sağlığı, kişisel gelişimi ve geleceği bu hesaplamaların dışında kalıyor. Bu durum karşısında yalnızca algoritmaları suçlamak yetersiz kalıyor. Çünkü çocuklarımızı bu dijital sistemin insafına bırakamayız. Hem ailelerin hem de devletin sorumluluk alması gereken bir durumdayız.

Aileler ve devlet, çocukların dijital dünyadaki varlıklarını korumak için harekete geçmelidir.

Bu sistem, çocukların düşünme yetilerini de kısıtlıyor. Algoritmalar, çocukların karşısına sürekli benzer içerikler çıkararak onları belirli bir fikir balonuna hapsediyor. Farklı bakış açıları görünmez hale geliyor ve sorgulama yetisi zayıflıyor. Aileler çoğu zaman bu süreçte geri planda kalıyor. Çünkü algoritmalar, 24 saat boyunca çalışan ve son derece manipülatif bir yapı sergiliyor. Tek bir ebeveyn uyarısı, bu sistemin etkisini kırmak için yeterli olmuyor. Çocuklar "üretici" olmaya teşvik edilse de, bu üretim sürecinin bedeli ağır olabiliyor. Erken yaşta görünür olma baskısı, sürekli performans gösterme zorunluluğu ve beğeni bağımlılığı sağlıklı bir gelişim ortamı sunmamaktadır.

Algoritmaların Savunmasız Noktaları

Algoritmalar, çocukların en savunmasız olduğu noktaları çok iyi biliyor. Beğenilme arzusu, kabul edilme ihtiyacı ve popüler olma isteği sürekli olarak körükleniyor. Beğeni sayıları, izlenme rakamları ve takipçi artışları, çocukların kendilerini değerli hissetmelerini belirleyen ölçütler haline geliyor. Özellikle Instagram gibi platformlar, çocuklara gerçekçi olmayan hayatları ve bedenleri sunuyor. Filtrelerle mükemmelleştirilmiş yüzler, ulaşılması zor vücutlar ve sürekli gülümseyen insanlar normal bir durum olarak gösteriliyor. Bu da çocuklarda yetersizlik hissi, özgüven sorunları ve psikolojik baskıyı artırıyor.

Çözüm Önerileri

Aileler, çocuklarına dijital dünyayı tamamen yasaklamak yerine, nasıl ve ne kadar kullandıklarını takip etmelidir. Hangi platformlarda vakit geçirdikleri, ne izledikleri ve hangi içeriklere maruz kaldıkları hakkında konuşmak; çocuğa sorgulayan değil, anlayan bir dille yaklaşmak büyük önem taşımaktadır. Ekran süresi sınırlanmalı, ancak bu sınır bir ceza olarak değil, yaşam düzeni olarak sunulmalıdır. Çocuklara dijital dünyanın ötesinde de bir hayat olduğu hatırlatılmalı ve spor, sanat, kitap gibi aktiviteler teşvik edilmelidir.

Aileler, çocuklarına erken yaşta dijital okuryazarlık kazandırmalıdır. Her içeriğin masum olmadığını ve her önerinin rastgele gelmediğini anlatmak gerekmektedir. Algoritmaların işleyişini bilen bir çocuk, manipülasyona karşı daha dirençli olur. Devlet ise artık net ve bağlayıcı adımlar atmalıdır. Çocukları hedef alan algoritmalar ve reklam politikaları sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Platformların "kendi kendini denetlemesi" anlayışı açıkça başarısız olmuştur. Çocuk verilerinin toplanması, saklanması ve işlenmesi daha katı yasal çerçevelerle sınırlandırılmalıdır. Hangi verinin neden alındığı, nerede tutulduğu ve kimlerle paylaşıldığı şeffaf bir şekilde açıklanmalıdır. İhlaller durumunda sembolik değil, caydırıcı cezalar uygulanmalıdır. Devlet, yerli ve güvenli dijital alternatifler geliştirmeli ve desteklemelidir. Çocukların tamamen yabancı merkezli platformlara bağımlı hale gelmesi, uzun vadede hem bireysel hem de ulusal riskler oluşturacaktır. Dijital egemenlik artık bir lüks değil, zorunluluk haline gelmiştir. Eğitim sistemi de bu dönüşümün dışında kalmamalıdır. Okullarda dijital farkındalık, mahremiyet bilinci ve algoritma okuryazarlığı dersleri verilmelidir.

Etiketler

#çocuklar #dijital dünya #algoritmalar #dikkat #sosyal medya #Marmara Üniversitesi #Prof. Dr. Ali Murat Kırık #görsel iletişim

Videolar